Hukukumuzu, yargılama egemenliği hakkımızı sarosçulara satmak istiyorlar.
Tam Bağımsız Türkiye mi, Emperyalizmin Uşaklığı mı?
Gezi başlangıcında, milyonlarca yurttaşımız, çadırların yakılmasıyla tavan yapan hukuksuzluklara, hoyratlıklara, adaletsizliklere karşı sokaklara dökülmüş ve haklı isyanını hükümete duyurmaya, hükümeti uyarmaya, hükümeti hukukun yanına çekmeye çalışmıştı.
Ellerimizde Türkiye bayrakları, Atatürk posterleri...
Ailelerimizle, çocuklarımızla meydanlardaydık.
Ancak, bir süre sonra bu haklı haykırışları kaosa çevirmeye kalkan karanlık ellerin devreye girdiği ortaya çıktı.
2013-2014 döneminde Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan gibi ülkelerde halkı ayaklandırıp kadife devrimler yapmaya, kendi sözlerinden çıkmayacak kukla yönetimleri iş başına getirmeye çalışan Saros, destekçisi AB ve ABD, ülkemizde de uygun ortam yakaladıklarını düşünmüştü. (Turuncu devrim sonrası, Ukrayna'nın ne hale getirildiği, AB ve ABD için Rusya'yla nasıl savaştırıldığı, bu yolla hem Ukrayna'nın hem Rusya'nın nasıl güçsüzleştirildiği ortada.)
Osman Kavala, Can Atalay ve birkaç kişi daha... PKK'nın siyasi uzantılarıyla, ABD'deki Ermeni lobilerinin, FETÖ'cülerin destekleriyle birlikte, Saros, ABD, AB ajanlarıyla ispatlanmış ilişkileriyle arka planı yönetmeye kalkışmışlardı.
Birden sokaklarda hain PKK elebaşısının posterlerinin yanına Atatürk posterleri asılmaya başlandı, terörist başı ve terör örgütü sempatik gösterilip meşrulaştırılmaya çalışıldı.
Oyun bozuldu.
Zaten ayıplı demokrasimiz, yeni bir ayıp paltosunu daha sırtına giymekten kurtuldu.
Bugün AB ve ABD'nin Kavala sahiplenişi boşa değil; kendi siyasi çıkarlarına hizmet eden "adamlarını" terk etmiyorlar.
Görüyoruz ki yalnız değiller.
Her siyasi kesimden, kendilerine hizmete gönüllü "aymaz" bulabiliyorlar.
Tuğrul Türkeş de bunlardan biri.
Babasının mezarında kemiklerini sızlatan bu adam hiç "milli" olamadı geçmişinde de.
Bugün Kavala savunuculuğuna soyunmuş.
Saros'a, AB'ye ABD'ye göz kırpıyor.
Bu ve benzerlerinin argümanı ise para.
Hukuk, adil yargılanma falan değil dertleri.
Tuğrul Türkeş, hamlenin ne olduğunu açık seçik söylüyor zaten.
Diyorlar ki; "Kavala ve Can tutuklu olduğu için dış yatırım gelmiyor. Para aradığında gerçek fiyatla alamıyorsun. Daha fazla faiz ödüyorsun. Niye? Çünkü birtakım inceleme kuruluşları, Türkiye’deki hukukun durumuna bakıyor, daha fazla faizle karşına geliyor. Bu fazla faiz milli bütçene yüktür. Bundan kurtulmamız lazım. Yargılamaları makul seviyeye getirip hukuku düzeltirseniz Kavala ve Can'ı bırakırsanız ekonomi de düzelir, gerçek milliyetçilik budur.”
Tam da zamanında söylüyorlar bu sözleri.
Halkın geçim sıkıntısının zirve yaptığı dönemde.
Satalım diyorlar hukukumuzu.
Satalım diyorlar yargısal egemenlik hakkımızı.
Hapishaneler zaten tutuklu dolu, iki eksik olsa ne olur diyorlar.
Alman gazeteci ajan Deniz'i verdik, ABD'li ajan rahip Brunson'u verdik, Kaşıkçı katillerini Suudilere verdik.
İki daha versek ne olur diyorlar.
Ne mi olur? Köle olunur, köle!
Göreceğiz bu işler nereye varacak.
Tuğrul Türkeş, Saros'un yanında.
Biz "Tam Bağımsız Türkiye" derdindeyiz.