İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu, İstanbul'da 2.5 milyon mülteci yaşadığına dikkat çekip bunun hem mültecilere hem de İstanbullulara haksızlık olduğunu söylemiş.
İmamoğlu'nun "planlanmış kitlesel göç" yoluyla ülkemizin istilası projesine bu kadar uzak kalmasını anlamak mümkün değil.
İmamoğlu, Temmuz 2021'de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Ofisiyle bir mutabakat imzalamış, bu mutabakatın göçmen ve mültecilerin yerel halkla (Türk Milletiyle) entegrasyonu için faydalı olacağını söylemişti. O dönem Türk halkına "yerel halk" sıfatını kullanmaktan çekinmeyen, geçici sığınmacıların entegrasyonunu savunan İmamoğlu yine eleştirilmişti. Ancak AK Parti politikalarıyla örtüşen bu söylemi, AK Parti yandaş medyası fazla kaşımamıştı.
Aradan geçen 3 yılda İmamoğlu'nun görüşlerinde değişiklik olmadığı görülüyor.
Öncelikle belirtmeliyim ki; ülkemize planlı kitlesel göçlerle gelen/getirilen milyonlarca kişi mülteci değil, geçici sığınmacıdır.
Mülteci, ikincil koruma, geçici koruma statülerinin her birinin hukuki sonuçları vardır. Bu nedenle, kavramlar gelişigüzel kullanılamaz.
Gerek Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesine, gerekse 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'na göre bu kişilerin mülteci ya da geçici mülteci hukuki statüsüne kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu kişiler geçici sığınmacıdır, sığınma şartları ortadan kalktığı için ülkelerine gönderilmeleri hem Türkiye'nin hakkıdır hem de uluslararası hukuka uygundur.
Diğer yandan mevcut durum İstanbul için, Türk halkı için haksızlıktır ancak geçici sığınmacılar için haksızlık olduğunu iddia etmek izaha muhtaçtır.
Ortada, geçici sığınmacılar yönünden bir haksızlık olsa, Türkiye'de kalmakta direnmezler, ülkelerine dönerler.
Sayın İmamoğlu'nun ülkemizin karşı karşıya kaldığı göç, istila, beka sorununa yaklaşımı ne yazık ki milli bir çerçeveye oturmamaktadır.
Ekrem İmamoğlu'nun yaklaşımı, Avrupa'da Sosyalist Enternasyonel'in, ülkemizde AK Parti'nin yaklaşımıyla paralel, Atatürkçü, milliyetçi vatandaşların yaklaşımıyla zıttır.
Kitlesel göçlerle başlayan istila sorunu, ülkemizin beka sorunu haline gelmişken, Sayın İmamoğlu'nun soruna bakış açısı milli çıkarlarımıza uygun değildir.
Sayın İmamoğlu, geçici sığınmacıların değil, onlar üzerinden ülkemizin demografik yapısını ve milli bütünlüğünü bozmaya çalışan planlamacıların yanında olduğu izlenimi yaratacak, haksız suçlamalara maruz bırakacak söylemlerden uzak durmalı, bu konuda uluslararası hukukun verdiği haklarımızı işaret edecek, milletinin yanında olduğunu gösterecek çalışmalarını gündeme taşımalıdır.
Atatürk'ün sağlığında kanunlaşan ve uygulanan 1934 tarihli İskân Kanunu'nu incelemelidir.