Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir şu ifadeleri kullandı;
"Bizim için gelip geçen mübarek Ramazan Bayramı’nı, rahmetli Arif Şirin’in şu iki dizesiyle, daha doğrusu şu iki duasıyla kutlamak istiyorum:
1990’lı yıllardan itibaren dünyaya gelmiş bir neslin içinde olduğunuzu düşünün. Son 23 yılı birlikte hatırlayalım. Dünyada ve yakın coğrafyamızda neler oldu?
11 Eylül saldırılarının ardından ABD’nin, Afrika’da ve Orta Doğu’da ülkelerin sınırlarını değiştirme operasyonları başlatması, Irak’a girmesi, Saddam rejiminin sonlandırılması ve Irak’ın üçe bölünmesi... Libya, Mısır ve bazı Afrika ülkelerinde yapılan müdahaleler, rejim değişiklikleri ve bu ülkelerin sınırlarının yeniden çizilmesi... Suriye’nin istikrarsızlaştırılması ve iç savaşın başlatılması. Bu süreç, 2024 Aralık ayı itibariyle hâlâ etkisini sürdürmektedir.
Peki Türkiye’de neler oldu?
2007 yılından itibaren kadim devlet anlayışımızın, küresel odaklar ve içerideki iş birlikçileri tarafından yıpratılması… Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonlarla ordumuzun hedef alınması… Sözde suikast iddialarıyla Genelkurmay Başkanlığı’na yönelik operasyonlar, kozmik odaya girilmesi, Genelkurmay Başkanımızın terör örgütü lideri olarak yargılanması…
Birinci açılım süreci, Habur rezaleti, ardından hendek olayları… Kendi ilçelerimizi yeniden kazanmak adına yapılan operasyonlarda 793 vatan evladımız şehit olurken, binlercesi gazi oldu.
ABD destekli cemaatin gerçekleştirdiği 15 Temmuz darbe girişimi… Halkın sokağa inerek devletini koruması… Darbenin bastırılması… Sonrasında öncelikle hukuk birimlerine yapılan operasyonlarla günümüz hukuk süreçlerinin temellerinin atılması…
Pandemi süreci ve yaşananlar… 6 Şubat depremleri ve felaketin boyutu...
Ve son olarak, 22 Ekim 2024 tarihinde Fatih Ali'nin partisinin grup toplantısında, ikinci ihanet sürecinin işaret fişeğinin atılması…
Başta Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ olmak üzere, millî yapılar bu sürece karşı çıktı. Zafer Partisi olarak 9 Ocak itibariyle mitinglerimize başladık. 19 Ocak’ta Antalya’da yapılan mitingin ardından, Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ hukuksuz bir şekilde gözaltına alındı. Üzerinden 70 gün geçmesine rağmen hâlâ bir iddianame hazırlanmadı. Resmen, Öcalan bahanesiyle rehin tutulmaktadır.
Bahçeli'nin bir mesajla Malazgirt’te, 4 Mayıs 2025 tarihinde PKK’nın kongresini toplamasına destek verir gibi bir tavır sergilemesi… 19 Mart Çarşamba sabahı, muhalefetin olası cumhurbaşkanı adayı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ilginç ve hukuka aykırı bir operasyonla tutuklanması…
bu saydıklarım yaşanan olumsuzlukların belki de yüzde birine tekabül ediyor.
Evet, Türk gençliği bu tablo ile muhatap olmakta; geleceği için kaygı duymakta ve hukuk düzenindeki tahribatı açık şekilde görmektedir.
Her şeye rağmen, ülkelerinde kalmak ve milletine faydalı olmak isteyen gençliğimiz, bu vazifeyi Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi’nden almakta ve görev bilinciyle hareket etmektedir.
Bu sebeple bizler, Atatürkçü Türk milliyetçileri olarak gençliğimizin yanında olmayı bir görev ve onur sayıyoruz. Tüm kadrolarımızla ve gücümüzle gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Sözlerimi, 20 Ekim 1927 yılında Nutuk’ta yer alan Gençliğe Hitabe'nin günümüz Türkçesiyle okunmuş haliyle bitiriyorum:
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Biz gençliğimizi anlıyoruz. Bayram sonrası gençlikle sahada olmaya devam edeceğiz."