İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer şu ifadeleri kullandı:
“Gün itibarıyla, biraz sonrasında ne olacağı bilinmeyen durumlar yaşıyoruz. 19 Mart sabah saat 06.10 itibarıyla, öncesinde detaylandırılan gelişmeler neticesinde, siyasi hayatımızda tarihe not düşülecek gelişme ve aksiyonlara hep beraber tanık olduk.
İçinde ve içeriğinde olduğumuz bu süreci izliyor, konumlanıyor, yorumluyoruz. Devamında muhatap olmaya devam edeceğimiz bu akışın, milletimizi gelecek günlerde pek çok ortak noktada buluşturmaya devam edeceğini düşünüyoruz.
İYİ Parti’ye, milletimizin verdiği misyon gereği, sürecin her aşamasında liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu ve teşkilat olarak bizzat içinde bulunulmuş ve bulunulmaya devam edilecektir.
Biz, İYİ Parti Odunpazarı İlçe Teşkilatı olarak bugün yaşananların başka bir boyutuna ve beraberinde gölgesinde kalan can yakıcı, sıkıcı gelişmelere dikkat çekmek istiyoruz.
Ülkemizde her olumlu veya olumsuz gelişmeden doğrudan etkilenen kırılgan ekonomimiz, ilk meselemizdir. Mevcut siyasi iktidarın bir türlü rayına oturtamadığı, esen rüzgârdan bile etkilenen ekonomik durumumuz, yaşananlar karşısında ağır bir darbe almış; göstergeler, beklentiler ve söylenenler askıda kalmış, hedefler şaşmış durumdadır. Yani “askıda buğday”dan sonra, ekonomimiz de askıya çıkmıştır.
Bu söylediklerimiz işin magazini. Gerçek ise; fakirleşen, umudu kalmayan, bunalan, daralan emekliler, emekçiler, gençler, kadınlar, çocuklar ve üretenlerin mağduriyetin en dibini yaşamasıdır.
Yaşananlar neticesinde, kendileri ve gelecekleri düşünülmeden yalnızca “koltuk gitmesin” duygusuyla alınan kararlar sonucu bu mağduriyetler büyüyerek devam etmektedir. Hazine birikimleri mecburen harcanmış, aylardır halkın sabretmesi istenen sıkı para politikası sonucu biriktirilen rezervler birden satılmak zorunda kalmıştır. Yani yarınlarımız bir kez daha harcanmıştır.
Anadolu’da bilinen bir atasözü vardır: “Kınadığınla sınanırsın.” Derler ya, “Büyük lokma ye, büyük söz etme.” İşte yaşadıklarımız tam da budur.
Mevcut siyasi irade, her fırsatta “Eski Türkiye” söylemleriyle kendi dönemlerini “uçuyoruz, kaçıyoruz” tabirleriyle kıyaslarken; geçmişteki kuyruklardan, bulunamayan ürünlerden, ödenemeyen maaşlardan dem vururken; geldiğimiz noktada emekliye sadaka miktarında artırdıkları bayram ikramiyesinin farkını bile ödeyememektedir. Her yerde askıda yemek, askıda ekmek, ucuz gıda kuyrukları alıp başını gitmiştir.
Bir gecede kişiye, kuruma özel kararnameler çıkartılırken, 16 milyon emekliyi doğrudan ilgilendiren bayram ikramiyesi artışı yasal hale getirilememiş ve hâlâ ödenememektedir. İşte size “Yeni Türkiye”nin özeti. Biz Eski Türkiye’de ne maaş ertelemesi ne eksik ödeme gördük…
Ne dedik? Kınadığınla sınanırsın… Yani büyük lokma ye, büyük konuşma. İşte size bir örnek daha.
Yaşanan sürecin genel anlamda gölgesinde kalan ve yine hem koltuk sevdası hem de belirsizliğin belirlediği bir diğer konu ise “İkinci Çözüm Süreci” denilen vaziyettir. 2015 sürecinde yaşanan ve hangi akla hizmetle yapıldığı bilinmeyen, faturası 793 şehit vatan evladı ve yakılıp yıkılmış şehirler olan birinci çözüm sürecinin sevdalılarınca; geldiğimiz günde yine bir koltuk hevesinin sonucu olarak ikinci bir çözüm süreci başlatılmıştır. İlk sürecin “posta güvercinleri”, “getir-götürcüleri” yine aynı isimlerdir. İlkinde bebek katilinin talepleri 10 maddeydi, bu süreçte 8 madde… Ne hikmetse tüm maddeler birebir aynıdır.
Yine hatırlayın, süreçte siyasi irade tarafından “Asker, polis müdahale etmesin; çadır mahkemeleri kurulsun, Atatürk resimleri kaldırılsın, Türk bayrakları indirilsin; sevgi kelebekleri rahatsız olmasın” denilmişti. Bu hafta sonu İstanbul Yenikapı ve yurdun diğer yerlerinde izin verilen toplanmalarda her türlü hainlik sergilenmiş, her türlü melanete göz yumulmuştur. Siyasi iradenin sloganlarından biri olan “tek bayrak” ilkesine rağmen, alanda tek bir Türk bayrağı bile olmadan, işgal döneminden 102 yıl sonra İstanbul’da olmayan bir devletin paçavrası bayrak olarak ellerde sallanmıştır.
Doğu’da asker ve polisin önünde geçit törenleri düzenlenmiş, buna hiçbir yetkili ses çıkarmamıştır. İstanbul ve diğer illerde toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasaklanmışken, “çözüm süreci” hatırına Kandil bağlantılı bölücüler korunup kollanmıştır. Türk bayraklı çocuklara biber gazı sıkılırken, elinde paçavra olan “çözüm çocuklarına” ise sevgi bakışları nasip olmuştur. Bu sebeple biz de diyoruz ki:
Sevsinler sizin milliyetçiliğinizi! Söylenecek o kadar çok şey var ki sayfalar yetmez, kelimeler yetersiz kalır.
İYİ Parti olarak, duruşumuz, inadımız ve inancımızla; Büyük Türk Milleti’nin yanında olmaya bir an bile duraksamadan devam edeceğiz. Geleceği çocuklarımız için hazırlarken, geçmişe; atalarımıza, şehitlerimize borcumuzun farkında olarak mücadelemizi sürdüreceğiz.
Ve diyoruz ki: Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet, yaşasın adalet, yaşasın müsavat!
Tarafımız her zaman Kerbela çöllerinde Hz. Hüseyin’in yanıdır. Biz, Toros dağlarında Türklük ateşinin dumanı tüten son Yörük obasıyız. Selanik’te 1881 yılında doğan, Yüce Allah’ın Türk milletine lütfu olan o bir çift mavi gözün rehberliğinde, son kuvva kırılmadıkça bu hareket bitmez diyenleriz.
Bizler makam sevdalıları değil, vatan sevdalılarıyız.
Bizler koltuk meraklısı veya yancı koltuk bekçisi değiliz.
Şehitlerin emanetleri olan bu vatanın gerçek sahipleriyiz.
Ve diyoruz ki. Bu yoldan dönersek namus bize ar olsun.”