AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez şu ifadeleri kullandı;
“Son dönemde ne yazık ki bazı çevrelerin, yargı süreçlerini itibarsızlaştırmaya, sokakları kışkırtarak kamu düzenini bozmaya yönelik provokatif açıklama ve eylemlerine hep birlikte şahit oluyoruz. Kendi siyasi hedeflerine ulaşmak için hukuku araçsallaştırmaya çalışan bu anlayış; milletimizin huzurunu bozmaya, kaos ve kargaşa çıkarmaya dönük bir tutum içerisindedir. Buradan açıkça ifade etmek istiyorum ki; Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Milletin iradesiyle şekillenmiş kurumlarımız, seçilmiş meclisimiz ve bağımsız yargımız asla baskıya boyun eğmez. Kimse hukuka ve bağımsız yargıya etki etmeye teşebbüs edemez. Kimse, düzensiz bir yapı, kimileri için hukuktan muaf bir sistem talebiyle sokaklara çıkamaz, halkı sokağa çağırarak gerilimi tırmandıramaz. Buradan bir kez daha ifade ediyoruz. Çağırdığınız bu sokaklar çıkmaz sokak.
Geçmişte, Sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı döneminde okuduğu bir şiirden dolayı ceza aldığını ve hapse girdiğini hepimiz hatırlıyoruz. O dönemde ben de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan bir yöneticiydim. Evet, o gün üzüldük ama büyük bir vakar içerisinde Sayın Belediye Başkanımızı cezaevine uğurladık. Ama kimseyi sokağa davet etmedik, kimseye etrafı yakıp yıkın demedik. Yaşadığımız son hadise, esasen bizim meselemiz de değil. Müşteki kendilerinden, muhbir kendilerinden, tanıklar kendilerinden, sanıklar yine kendilerinden. Hele biraz sabredin...
Hani “hak, hukuk, adalet” diyorsunuz ya; adalet eliyle, hakkıyla haksızı, suçluyla suçsuzu ayıracaktır. Bağırıp çağırmakla suç örtülemez. 1990’lı yılların sonunda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlara yönelik bazı operasyonlar yapılmıştı. Hatırlayanlar bilir. Bir takım iddialarla birçok arkadaşımız hakkında davalar açıldı. Hepsi adam gibi gitti, savundu ve sonunda beraat etti. Yargılananlardan biri de bendim. Gittik, kendimizi savunduk. Sokaklara çıkmadık. Suçsuzduk, suçsuzluğumuza inanıyorduk ve hak yerini buldu. Şimdi aynı şeyi onlara da tavsiye ediyorum. Suçsuzsanız, adam gibi gidip kendinizi savunun. Beraat edin, bu halkın karşısına öyle çıkın. Ama görüyoruz ki bu mesele aslında bir rant kavgasıdır. Paylaşamadıkları şeyin para, makam, imtiyaz ve ihale olduğunu hepimiz yakından biliyoruz. Ortada dolaşan paralar, tapular, iltimaslar, iltihaklar... Adeta Türk Ceza Kanunu’nda işlenmedik suç bırakılmamış gibi.
Geçmişte bu ülkede birçok siyasetçi yargılandı. Ceza alan oldu, beraat eden oldu. Yurt dışında da benzer örnekler var: Fransa’da, Almanya’da, Amerika’da... Siyasiler zaman zaman yargı önüne çıkmak durumunda kalıyor. Şimdi ne diyorlar? “Bizi yabancılara şikâyet ediyorlar.” Oysa orada da durum benzer. Yargı önüne çıkacaksınız. Ne yaptıysanız, nasıl izah edecekseniz, çıkıp hakime anlatacaksınız. Hakim ikna olursa, millet de ikna olur. Çünkü o kararlar Türk milleti adına verilir. Anayasamız da bunu yazar: Mahkeme kararları “Türk milleti adına” başlar. Dolayısıyla bu yoldan kaçış yok. Buradan bir kez daha muhalefet liderlerine aklıselim çağrısında bulunuyorum. Bir de son dönemde, yerli ve millî markalara karşı bir boykot kampanyasına giriştiler.
İsrail’in Gazze’de yaptığı katliama karşı halkımızın başlattığı boykota destek vermeyenler, şimdi sırf kendilerine destek vermiyor diye bu markaları hedef alıyor. Halkımız bunların farkında. İnşallah sağduyu galip gelecek ve bu meselelerin de üstesinden hep birlikte geleceğiz. Bu Ramazan Bayramı'nın manevi havasını gölgeleyen bir diğer acı da, hiç şüphesiz Gazze’de yaşanan zulümdür. Aylar süren ambargolar, bombardımanlar, kadın-çocuk demeden katledilen binlerce masum insan... İki aylık ateşkesin ardından yeniden başlayan katliamlar, hepimizin yüreğini yakıyor.
Dün nasıl sessiz kalmadıysak, bugün de bu zulmün karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz. Türkiye sessiz kalmayacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Filistin halkının haklı davasının yanında durmaya, mazlumların sesi olmaya devam edecektir. Bu duruş sadece bir dış politika tercihi değil; milletimizin tarihinden, inancından ve vicdanından beslenen onurlu bir duruştur."