Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği üyeleri Hamamyolu Caddesi üzerinde Dünya Su Günü nedeniyle içme suyu dağıttı. Etkinlik devam ederken basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Haydar Çelik şu ifadeleri kullandı.

“İnsan yaşamı ve geleceğimiz açısından en önemli kaynaklardan biri sudur. Su, hem günlük kullanım açısından hem de vücudumuzun ihtiyacını karşılamak için büyük bir öneme sahiptir. Bugün, suyun önemini hatırlatmak ve su kaynaklarıyla ilgili mevcut sorunları toplumla paylaşmak için buradayız. Aynı zamanda, su kullanımında karşılaşılan sorunların nedenlerini tartışarak çözüm üretmeyi hedefliyoruz.

Su kaynaklarımız hızla tükeniyor. Özellikle Porsuk Barajı, Eskişehir açısından ciddi bir alarm vermeye başladı. Benzer durumdaki diğer barajlarda da su seviyeleri azalıyor. Önümüzdeki süreçte su ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşayacağımız öngörülüyor.

İçme sularına gelince. Eskişehir’in en büyük avantajlarından biri Kalabak Suyu’dur. Ancak diğer içme suyu kaynaklarımız ve kullanım suyu kaynaklarımızın büyük bir kısmı, yabancı sermaye grupları tarafından kâr amacıyla ele geçirilmiş durumdadır. Su, fahiş fiyatlarla satılmaktadır. Bu nedenle Kalabak Suyu’nun kıymetini bilmeliyiz.

Hükümetin su politikaları konusunda ciddi bir planlama ve düzenleme yapmadığı da ortadadır. Su kaynaklarının doğru kullanımı için özellikle vahşi sulamaya karşı tedbirler alınmalı ve bu konuda eğitici çalışmalar düzenlenmelidir. Ayrıca, madenler için harcanan suyun kontrol altına alınması gerekmektedir. Çünkü madencilik faaliyetleri nedeniyle yeraltı su kaynaklarının yatakları değişmekte ve su kaynakları hızla yok olmaktadır. Üstelik bu faaliyetlerden elde edilen gelirler halka, kamuya, emekliye, işçiye, memura ya da esnafa doğrudan bir katkı sağlamamaktadır.

Eğer su kaynaklarımızın hem kullanım hem de içme suyu açısından doğru yönetilmesi için toplumsal bir çaba göstermez ve gerekli politikalar üretilmezse, önümüzdeki yıllarda hepimizi su kıtlığı nedeniyle çok zor günler beklemektedir.

Tarımda da bilinçsiz su kullanımı söz konusu. En son, Sivrihisar’ın Kaldırım mahallesinde bir obruk oluştu. Maalesef toplum, su kullanımı konusunda yeterince bilinçli ve duyarlı değil. Gördüğü suyu kendi lehine, sınırsızca tüketiyor. Bu bilinçsiz kullanım sonucunda, yeraltı su seviyeleri düştükçe oluşan boşluklar obruklara neden oluyor. Obruklar, suyun eksildiğini ve yok olma tehlikesi altında olduğunu gösteren önemli işaretlerdir. Aynı zamanda, bu durum o bölgede yaşayan insanlar için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Doğa alarm veriyor ama gören yok.

Ben aynı zaman Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Meclisi meclis başkan vekiliyim. Devlet Su İşleri (DSİ) ile yapılan bir anlaşma var. Bu anlaşma, bir yılı aşkın süre önce imzalanmıştır. Büyükşehir Belediyesi, Sakarya Başı’ndaki suyun Eskişehir’e taşınmasını ve daha kaliteli, daha düşük maliyetli su kullanımını hedeflemektedir. Ancak DSİ ile yapılan anlaşmaya rağmen, üzerinden bir yıl geçmesine karşın, suyun taşınmasını sağlayacak borular ve isale hattı hâlâ döşenmemiştir. Bu nedenle Eskişehir, Sakarya Başı’ndaki sudan yararlanamamaktadır.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak bu konuyu sürekli gündeme getiriyoruz ve beklemeye devam ediyoruz. Anlaşmaya göre, DSİ isale hattını döşedikten sonra, Büyükşehir Belediyesi harcanan masrafları otuz yıl içinde karşılayacaktır. Biz, anlaşma koşullarına bağlı kalmaya hazırız ve bu konuda hiçbir sıkıntımız yok.

Şu anda Porsuk suyu düşük kalite bir sudur. Ayrıca, suyun arıtılması için yüksek kimyasal, elektrik, akaryakıt, araç ve personel maliyetleri gerekmektedir. Tüm bu faktörler göz önüne alındığında, Büyükşehir Belediyesi’nin yurttaşlara sunduğu şebeke suyunun maliyeti zor karşılanmaktadır.

Vatandaşlarımız suyu çok pahalıya kullanıyoruz diyor ancak su fiyatlarındaki zamlar ise tamamen enflasyon ve TÜFE oranlarıyla ilgili. Belediyenin sudan yüksek meblağ kâr elde ettiği gibi bir durum söz konusu değildir.”