Memur-Sen Eskişehir İl Temsilcisi İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı:
“Son birkaç gündür yaşanan gelişmeler, ana muhalefet partisinin ve onun yöneticilerinin nasıl bir akıl tutulması içinde olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Öfkeleri, akıllarının önüne geçmiş durumda. CHP'nin başındaki zevat, sokağa döktükleri kitleye sürekli kin, nefret ve öfke pompalıyor.
İstanbul Belediye Başkanı ve onun çevresindeki bir grup hakkında iddia edilen ağır suçlamalar çok vahim; yenilir yutulur cinsten değil.
Tüm bu ihbar ve şikâyetler ise daha düne kadar birlikte yol yürüdükleri kişiler tarafından ortaya atılıyor.
Türkiye Cumhuriyeti devleti, bir hukuk devletidir. İsnat edilen suçlamalar ve kişilerle ilgili gerekli yargı süreci başlamış durumda.
Yargı birimleri ne yapsın? Görmedim, duymadım, bilmiyorum deyip üç maymunu mu oynasınlar?
Bu ülkenin yargıçları elbet görevini yapacak. Ömrümüz olursa yaşayıp görürüz.
Ama öncelikle bir sapla samanı birbirinden ayıralım.
Şiir okuduğu için hüküm giymenin mağduriyeti ile nereye gittiği, kime verildiği, niçin dizildiği belirsiz para kuleleri dizmenin hükmü de, mağduriyeti de bir olmasa gerek.
Kemal'den kaçarken kayyuma yakalanma korkusu ise akıl karışıklığı içinde yürüyen sürecin tuzu biberi oldu gibi.
Demokrasi bahane, vandallık şahane.
Ülke tarihinde bugüne kadar yaşanan sokak olaylarının hepsinde olduğu gibi aktörler yine aynı: CHP, CHP güdümlü yandaş sendikalar, marjinal sol örgütler ve sürekli kışkırtıp sokağa dökmek istedikleri üniversite öğrencileri!
En son Gezi Parkı olaylarında olduğu gibi, ellerine geçen ilk fırsatta sokakları ateşe verme, emniyet güçlerine saldırma, milleti birbirine düşürme, toplumun sinir uçlarına dokunma konusunda olanca gayretlerini gösteriyorlar.
Ancak toplumun büyük çoğunluğu (Gezi olaylarında evinde zor duran yüzde 50’den çok daha fazlası), yaşanan olayları aklıselim ile analiz ediyor. Devlet ve devletin başındakiler sabrediyor. Sabrediyor ama sabrın da bir sınırı var!
Aziz millet, bu azgın azınlığın niyetini çok iyi biliyor. Toplumu sürüklemek istedikleri tehlikeyi görüyor ve ona göre davranıyor.
Susuyorsa edebinden, sakin kalıyorsa devletine olan güven ve inancından sakin kalıyor.
Olayın siyasi muhakemesine ve sonuçlarına gelirsek, telaşa mahal yok. Orası işin en kolay kısmı. Zamanı gelip sandık önüne konunca bu millet oy atmasını iyi bilir. Öyle iyi bilir ki, sokak olaylarından medet umanların hepsi şaşırır kalır.
Dağdaki çoban, sokaktaki adam, evdeki kadın, üniversitedeki öğrenci, fabrikadaki işçi, masa başındaki memur, kurumun başındaki amir… Sandıkta oy atarken öyle bir nişan alıyor ki hedefi vurunca ortaya çıkan sonucu hiçbirinin aklı hafsalası almıyor.”E