Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş şu ifadeleri kullandı;
"Bu boykot kararını siyasî bir duruş olarak değil, sadece ekonomiye ve üretime verdiği zarar açısından değerlendiriyorum. Bu karar sürdürülebilir değil. Çok net bir şekilde şunu ifade etmek istiyorum. Bu boykot kararı, üretim yapan, iş ve aş sağlayan, ihracat gerçekleştiren ve ülke ekonomisine katkıda bulunan tüm şirketlerimizi siyasî bir boykotun içine çekiyor. Bu doğru değil, buna karşıyım.
Bir firma ürününü kalitesiz üretiyor olabilir, hatalı davranıyor ya da sıkıntılı bir üretim süreci yürütüyor olabilir. Böyle durumlarda, amaca yönelik boykotlar yapılabilir. Veya belirli konularla ilgili dönemsel olarak bazı şirketler boykot edilebilir. Ama tüm Türkiye’de üretime ve ticarete vereceği zarar da mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Bu şirketler bir günde, üç günde, beş günde kurulmadı; uzun yıllar süren emeklerle bugünkü hâllerine geldiler.
Ben hep şunu söylüyorum. Eskişehir’deki sanayicilerimiz için de geçerli bu. Bizler “proleter sanayicileriz”. Yani çalışan insanlardık; çalıştık, girişimcilik hikâyeleri yazdık, o girişimleri büyüttük, emek verdik, mücadele ettik. Bugün sanayicilerimizin yüzde 90’ından fazlası, daha önce işçi olarak çalışan kişilerdi. Bu yüzden bu tür boykotları anlamakta zorlanıyorum.
Biz bu ülkenin çocuklarıyız, bu ülkenin markalarıyız, bu ülkenin değerleriyiz. Bu değerlerden niye korkuluyor. İtalya ya da İsrail ile sıkıntı yaşamış olabiliriz, bir gerginlik çıkmış olabilir. Böyle durumlarda elbette protesto edilir, boykot kararları alınabilir. Ama Türk mallarını, Türk markalarını, Türk değerlerini, Türk üreticisini, Türk ticaretini boykot etmeyi doğru bulmuyorum. Biz gavur değiliz ki.
Bu ülkenin çocuklarıyız; aynı mahallenin çocuklarıyız, aynı gemideyiz. Hepimiz çalışıyoruz, hepimiz bir ucundan tutuyoruz. Bugün çevremde yüzlerce insan gördüm. Birçoğu lüks içinde yaşıyor ama alışveriş yapmayı protesto ediyorlar. Bence 365 gün protesto etsinler. En azından ithal malların girişini engellesinler.
Bu konu böyle ele alınmamalı. Boykotun birçok yöntemi, şekli var. Bu bir millî mücadele de değil, iki ülke arasında açık bir kavga da yok. "Seni sevmiyorum, boykot ediyorum" gibi bir durum da söz konusu değil.
Dediğim gibi, biz aynı mahallenin çocuklarıyız. İsrail ya da başka bir ülkenin mallarını boykot etmiyoruz. Bir dönem İtalyan markalarına boykot uygulanmıştı, evet. Ama şimdi kendi ülkemizin markalarını, değerlerini neden boykot ediyoruz?"