İnşaat mühendisi Berke Akyel şu ifadeleri kullandı;

“Şu an inşaat mühendisiyim ve inşaat yüksek mühendisi olmak üzereyim. Konya Teknik Üniversitesi’nde, yüksek yapılar alanında inşaat mühendisliği üzerine yüksek lisans yapıyorum. Aynı zamanda Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde de mühendislik alanında başka bir yüksek lisans programına devam ediyorum.  29 yaşındayım ve kendini her anlamda geliştiren, çalışan genç bir mühendisim

Ne yazık ki Eskişehir, olası bir depreme kesinlikle hazır değil. Şehrin geçmiş imar yapısı, bu hazırlıksızlığın en büyük nedenlerinden biri. Özellikle Atatürk Caddesi gibi kritik bölgeler, eski yapılarla dolu ve bitişik nizamda inşa edildikleri için depreme karşı güvenli değil. Eskişehir’i birinci derece deprem bölgesi olarak nitelendiremeyiz, ancak şehirden fay hattı geçtiği için ciddi önlemler almak zorundayız. Eskişehir’in acil bir şekilde kentsel dönüşüme ihtiyacı var ve bu da kapsamlı bir dönüşüm planıyla gerçekleşebilir.

Ayrıca, ben de müteahhitlik yapıyorum ve kendi firmam var. Eski yapıların bulunduğu alanlarda inşaat yaparken, önce binaları yıkıp tapu vasfını “bina”dan “arsa”ya çeviriyor, inşaatı sıfırdan ruhsat alarak yapıyorum. Kentsel dönüşüm işlemlerinin uzun sürmesi ve avantajlarının yetersiz olması nedeniyle bu yöntemi daha avantajlı buluyorum.

Şehrin imara açılması gereken yeni bölgelerinde belediyeler imar açmak istese de, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü çeşitli engeller çıkarıyor. Örneğin, Gündoğdu bölgesinde yeni imar izinleri için zemin etütleri talep ediliyor. Zemin etüdü, bölgenin güçlendirme çalışmalarıyla güvenli hale getirilebileceğini gösterir. Dayanıksız zemin yapıya engel değildir ve gerekli çalışmalarla sorun çözülebilir. Ancak süreçler gereksiz işlemlerle uzatılıyor. Bu konuda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün tutumunu eleştiriyorum.

Dünyada hiçbir yer yok ki uygun önlemlerle yapı inşa edilemesin. Petrol platformları bile deniz üzerine inşa edilebiliyor. Ancak Eskişehir’de, özellikle adalar çevresindeki yapılar yeni teknolojilerle inşa edilmediği için öncelikli müdahale alanlarından biri olmalı. Eski binaları hızla yıkıp yenilerini yapmak gerekiyor.

Mevcut binaların ekonomik olarak yenilenmesinin zor olması. Örneğin, beş katlı bir binayı yıkıp yine beş katlı bir yapı inşa etmek, müteahhitler için kârlı değil. Ev sahiplerinden yüksek ödemeler talep ediliyor, ancak ekonomik şartlar buna izin vermiyor. İnsanlar geçim sıkıntısı çekerken, milyonlarca lira ödeyerek apartman yenilemek gerçekçi değil.

Yeni alanları imara açmak ve mevcut alanlardaki kat sınırlamalarını teknik önlemler alarak genişletmek kısa vadeli bir çözüm olabilir. Odunpazarı Belediyesi bu konuda çalışmalar yapıyor, fakat İl Müdürlüklerinin engelleri nedeniyle süreçler yavaş ilerliyor. Belediyeler halk sağlığı için gereken adımları atmaya hazır, ancak farklı kurumların kısıtlamaları işleri yavaşlatıyor.

Eskişehir’de önümüzdeki 30 yıl içinde tahminen 6,5 dolaylarında bir deprem bekleniyor. Kentsel dönüşümün hızlanması gerekiyor. Belediyeler işbirliğine açık, ancak bu iş birliğinin devlet kurumları tarafından desteklenmesi şart. Ekonomik durumu iyi olanlar dönüşüm projelerine dahil olabilir, ancak maddi sıkıntı çekenlerin desteklenmesi gerekiyor. İnsanlar evlerini yenilemek istiyor, ancak geçici kira masrafları gibi yükleri karşılayacak durumda değiller. Kentsel dönüşüm ancak güçlü bir ekonomiyle birlikte başarılı olabilir.”

Kaynak: Gzt26.com Haber Merkezi